Daha Az Evlenip Daha Çok Boşanıyoruz!

Kategori: Öne Çıkanlar  |  Yorum: 0 yorum  |  26 Ekim 2020


Türkiye’de boşanma sayıları hızla artıyor. Son 9 yılda boşanma hızındaki artış yüzde 16’ya çıkarken, geçtiğimiz yıl, boşanan çift sayısı yüzde 8,8 arttı. İşsizlik, evi geçindirememe gibi ekonomik etkenler boşanmalarda önemli rol oynarken, bölünen hanehaklı geliri, daha fazla kaynak ihtiyacı ülke ekonomisini olumsuz etkiliyor.

GÜLSEREN ÜST POLAT

 

Türkiye yüzde 1,8 ile orta seviyede boşanma eğilimi gösteren bir ülke. Bu oran, ABD ve Çin’de yüzde 3,2, Kanada’da ise yüzde 2,1 civarında. Ülke olarak her ne kadar orta seviyede boşanma eğilimi göstersek de evlenme ve boşanma rakamları son on yılda aradaki makasın daraldığını gösteriyor. Geçtiğimiz yıl yüzde 8,8 artan boşanmalar da bunu destekler nitelikte.

Toplumsal yapı içinde evlilik kurumuna verilen değer, kadın ve erkeğin evlilik beklentileri, cinsiyet ilişkilerinin gelişimi ve evlenme yaşı evlilik ya da boşanma oranlarında etkili olan faktörler olarak karşımıza çıkıyor. Ancak yapılan araştırmalar evlilik ve boşanmalarda sosyal dönüşümler yanında ekonomik dönüşümleri de işaret ediyor. Xsights Araştırma ve Danışmanlık Şirketi tarafından yapılan araştırmada “Neden Boşanıyoruz?” sorusunun karşılığı olarak; kök aile etkisi, aile içi şiddet, aldatma gibi etkenler yanında ekonomik sebepler en sık rastlanan boşanma nedenleri arasında gösteriliyor.


Sosyal destek ihtiyacı dağılmış ailelerde daha fazla

Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü tarafından 2017 yılında yayımlanan Boşanma Nedenleri Araştırması ise yüzde 50,9 ile sorumsuz ve ilgisiz davranmayı boşanmadaki en önemli etken olarak gösterirken, ardından yüzde 30,2 ile evin ekonomik olarak geçiminin sağlanamaması geliyor. Cinsiyet bazlı incelendiğinde ise bu oran kadınlarda yüzde 42,6’ya çıkıyor. Bu rakamlar ekonominin boşanmalar üzerindeki etkisini gösterir nitelikte olsa da boşanmayla biten her evliliğin de hanehalkı geliri, kaynak ihtiyacı vb. konularda ülke ekonomisi üzerinde olumsuz etkisi bulunuyor. Araştırmalar, en az hanehalk gelir artışının da en fazla sosyal destek ihtiyacının da dağılmış ailelerde olduğunu gösteriyor. Kısacası parasızlık yuva yıkıyor, yıkılan yuvalar ise ekonomiyi küçültüyor.

 

Boşanabilmek bile para

Boşanacak kişiler için bir başka ekonomik kayıp boşanma süresince yapacakları masrafl ar. Çavuş ve Coşkunsu Avukatlık Ortaklığı ortaklarından Av. Onur Azaklı, hem çekişmeli hem de anlaşmalı boşanma davalarında yaklaşık 400-500 TL mahkeme harç masrafı olduğunu söylerken, anlaşmalı boşanma davalarında en az ücret tarifesine göre tavsiye edilen avukat ücretinin 7.000 TL, çekişmeli davalarda ise bu ücretin en az 10.000 TL olduğunu belirtiyor. Mal ayrımı davalarında ise mahkeme masrafl arı için cebinizden yaklaşık 600-700 TL çıkıyor. Avukat ücreti ise tavsiye edilen en az ücret tarifesine göre 10.000 TL’den az olmamak üzere dava değerinin yüzde 15’i olarak belirleniyor. Mahkeme masraflarının yapılacak tebligat sayısı, bilirkişi incelemesi ve sair hususların davaya dahil olması durumunda artış göstereceğinin de altını çizen Av.Onur Azaklı, “Vekalet ücretleri ile ilgili olarak ise belirtilen rakamlar asgari ücretler olup bu rakamların üzerinde talepte bulunulması da uygulamada sık karşılaşılan bir durum” diyor.

 

 

2019’da evlilikler yüzde 2,1 azaldı, boşanmalar yüzde 8,8 arttı

XSIGHTS ve DÜNYA işbirliği ile yayımlanan “Neden Boşanıyoruz” başlıklı araştırmaya göre; yüzde 1,8 ile Türkiye orta seviyede boşanma oranına sahip bir ülke. Bu oran, ABD ve Çin’de yüzde 3,2, Kanada’da yüzde 2,1, AB ülkelerinde ise yüzde 1,9 seviyesinde. Global olarak bakıldığında Türkiye, her ne kadar ortalama bir boşanma hızına sahip olsa da TÜİK verileri, kaba evlenme hızında düşüş, boşanma hızında ise artışı işaret ediyor. Son on yıllık süreçte yüzde 8,3 ile evlilik hızında en büyük artışın yaşandığı 2012’ye göre, yüzde 20’lik bir yavaşlama ile 2019’da kaba evlenme hızı yüzde 6,6’ya geriledi. 2010-2019 yılları arasında boşanma hızında yaşanan oransal artış ise yüzde 16 oldu. Sadece 2018 ve 2019 yılları özelinde bakıldığında bile evlenen çift sayısında yüzde 2,1 azalma, boşanma sayısında ise yüzde 8,8’lik bir artış görüldü.

 

İşsizlik yuva yıkıyor

Ekonominin boşanmalar üzerindeki etkisini gösteren bir başka bulgu da ekonomik buhranlar. Veriler, krizin patlak verdiği yılların ardından işsizlik oranlarındaki artışla birlikte insanların evlenmeye mesafeli yaklaşırken, ailelerdeki çözülmelerin diğer bir deyişle boşanmaların arttığını işaret ediyor. 2000 yılından sonra Türkiye, biri global ölçekte iki önemli ekonomik kriz yaşadı. İşsizlik 2001 krizinde yüzde 6.5’ten 8.4’e, 2008 krizinin devamı olarak 2009 yılında ise yüzde 14’e tırmandı. TÜİK verilerine göre 2001’de yüzde 8,36 olan kaba evlenme hızı bir sonraki yıl 7,73’e gerilerken, boşanma hızı ise yüzde 1,41’den, 1,44’e yükseldi. 2001’de 544 bin 322 olan evlenme sayısı bir sonraki yıl yüzde 6.3 gerilerken, boşanmalar yüzde 3.6 arttı. Etkileri 2008 yılında ciddi anlamda hissedilen kriz dönemini takip eden 2009 yılında ise evlilikler yüzde 7,8 azalırken, boşanmalardaki artış yüzde 14,5 oldu.

Daha fazla güç ve kaynak zorunluluğu ekonomiyi zorluyor.

Boşanmaların pahalı olduğu bir gerçek. Avukat tutmak, mal varlığını bölmek, tek bir gelirle yeni bir hayata başlayabilmek... Tüm bunlar aslında her iki taraf için de mali bir yük. Peki, işin ülke ekonomisi üzerinde etkisi var mı? Türkiye’de bu konuda araştırmalar yeterli olmasa da kaleme alınan yurtdışı kaynaklı pek çok araştırma ve makale boşanmaların ekonomi açısından da belirli sonuçlar doğurduğuna işaret ediyor. Ve çoğu da olumlu bir tablo çizmiyor. Her ne kadar evler ikiye bölünüyor, yeni mobilyalar ya da beyaz eşyalar alınıyor, sıfırdan iki yeni ev kuruluyor bu da ekonomik anlamda bir hareketlenme yaratır gibi bir algı oluşsa da bu sürdürülebilir bir büyüme anlamına gelmiyor. Aksine işin sosyal boyutu bir tarafa boşanma oranının yüksek olmasının, hane sayısını artırdığı, bunun da daha fazla güç ve kaynak zorunluluğu doğurduğunu vurgulayan birçok araştırma mevcut.

 

Hanehalkı geliri düşüyor

Boşanma, hanehalkı net gelirini de düşürüyor. Bununla ilgili elimizdeki en son veri 2018 yılında yayımlanan Türkiye
Aile Yapısı İleri İstatistik Analizi (TAYA), 2018’de yer alıyor. Rapor, 2011-2016 yılları arasında Türkiye’de aylık ortalama hanehalkı gelirinin tüm aile yapıları için her geçen yıl arttığını işaret ediyor ancak çekirdek ve geniş ailelerde iki katına çıkan hane geliri artışının (2,1-2,2 kat) dağılmış ailelerde daha sınırlı (1,9) olduğu görülüyor. Aynı istatistikler dağılmış ailelerde sosyal destek alma oranının çekirdek ve geniş ailelere oranla daha fazla olduğunu da gösteriyor. Çekirdek aile yapılarında yüzde 9 seviyesinde olan bu oran dağılmış ailelerde yüzde 20’lere yükseliyor.

Bireylerin güçlü ortak ekonomileri zayıflıyor

Çalışan çiftler düşünüldüğünde boşanma ile güçlü ortak ekonominin iki ayrı ve daha zayıf ekonomiye bölünmesinin GSYH için olumsuz etkileri başka bir tartışma başlığı. Bölünmüş ekonomiler, “kısmen” ikinci bir hane kurma ve işletme masrafları bireyler için zayıf bir ekonomi yaratıyor. ABD’de yapılan bir araştırma özellikle çocuklu anneler için annenin hane gelirinde yüzde 28 ile yüzde 42 arasında düşüş yaşandığını işaret ediyor. Boşanmalar, çalışmayan kadınlar için işgücüne katılmak adına çoğu zaman zorunluluk oluyor. Bu zorunluluk istihdamı artırsa bile çoğu zaman tecrübeli fakat çalışma hayatına ara vermiş kadınlar için bile ilk etapta düşük maaş, hiç tecrübesi olmayan eğitimsiz kadınlarda ise yoğun emek, az ücret ve azımsanamayacak oranda kayıt dışılık anlamına geliyor. Kadınların iş gücüne katılmadığı ailelerde ise ebeveyn evine dönmek diğer bir alternatif sonuç. Gelirin birden fazla kişiyle paylaşılması ve “azın” tasarruflu kullanılması anlamına gelen bu sonuç, tüketimi azalttığı gibi ekonomik göstergelere de olumsuz sonuçlar doğuruyor.

 

 

 

 


etiketler  | bosanma | dünya gazetesi


Önceki Yazı

ÇOCUKSU BİR SEVİNÇ: ESOMAR Vakfı’nın Fark Yaratma Ödülü’ nü kazandık!

Sonraki Yazı

YENİ C SERİSİ...

Yorum bulunamamıştır. Yazı, yorum eklemeye kapatılmıştır.