Siz ve bebeğiniz için tercih değil yaşam biçimi

Kategori: Öne Çıkanlar  |  Yorum: 0 yorum  |  28 Eylül 2018


Güzelleşmek ve bakım amaçlı kullandığımız kozmetik ürünlerin içerisinde sağlımızı tehdit edecek ölçüde zararlı kimyasal içerdiğini biliyoruz. Peki ya bebeklerimiz için satın aldığımız ve kullandığımız bebek bakım ürünleri içerisinde de bu maddelerin varlığından haberdar mıyız? Satın alırken ürünlerin içindekiler etiketine bakıyor muyuz?

Bebekler yetişkinlere oranla daha ince bir cilde sahip. Derilerinin en dış tabakasında koruyuculuğu sağlayan yağ ve salgılar yeterince yok. Bu bakımdan günlük bakım ve hijyen amaçlı kullanılan ürünlerin, bebeklerin hassas cildi ile uyumlu, saf ve doğal ürünler olması gerekir. Bebek bakım ürünlerinde yer alan zararlı kimyasallar; ciltte alerjik tepkilere, kızarıklığa, pişiğe ve mikrobik hastalıklara yol açabiliyor. Bebekler için güneş, vücut, yüz ve pişik kremi, bebek yağı ve pudra gibi çeşitli bakım ürünleri üretilmekte ve satın alınmaktadır. Bebekleri kimyasallardan korumanın yolu ise bakım ürünlerinin içeriğini dikkatle araştırıp incelemekten geçiyor.   

Doğumdan sonraki ilk dört hafta bebeklerin cildinde bebeği kuruluktan, su ve ısı kaybından koruyan ayrıca mikroplara karşı da bariyer oluşturan, örtü şeklinde bir yağ tabakası bulunur. Kendiliğinden bir hafta içinde kaybolacak olan bu tabaka, tamamen temizlemeye çalışılmamalı ve nazikçe silinmelidir. Yeni doğan bebekler ılık su ile her gün yıkanabilir, özellikle akşama doğru bir banyo bebeği rahatlatır. Bebekler ılık su dökülerek veya hafif ılık duş tutularak hızlıca yıkanmalıdır. Banyo sonrası yumuşak bir havluyla nazikçe kurulayıp bebek nemlendiricileri sürerek nemlenme sağlanmalıdır. 

Prof. Dr. Ertuğrul Aydemir

Haziran 2018’de Xsights Araştırma ve Danışmanlık A.Ş tarafından, Parents dergisi için hazırlanan 0-4 yaş bebeği olan 200 kadın ebeveyn ile yapılan araştırmanın sonuçlarını incelediğimizde; Ebeveynlerin, bebekleri için satın aldıkları cilt bakım ürünlerine bakıldığı zaman %71 ile Pişik Kreminin ilk sırada yer aldığını, ikinci sırada %60 ile Bebek Yağının tercih edildiği belirtilmiştir. En az tercih edilen bakım ürünü %25 ile Yüz Kremi oldu. Kullanılan ürünlerin farklılığı ile kullanma sıklığı arasında değişim görülmektedir. Ebeveynlere, araştırmada belirttikleri bebek bakım ürünlerini ne sıklıkla kullandıkları sorulduğu zaman ‘’Düzenli olarak her zaman’’ kullanılan bebek cilt bakım ürünlerinde; yüz kremi (65%) ve vücut kremi (64%) oranları birbirlerine yakın iken, güneş kreminin kullanımı sadece yaz dönemlerinde yoğunluk kazandığı görülmektedir (75%).

Ebeveynlerin bebekleri için satın aldıkları cilt bakım ürünlerinin kullanım sıklığına baktığımızda, annelerin en az yarısının ürünleri ‘ düzenli olarak ‘ kullandıkları gözlemlenmektedir. Annelerin % 75 ‘ i yaz döneminde düzenli olarak güneş kremi kullandıklarını söylemektedir.

Katılımcı Ebeveynlerin, bebek cilt bakım ürünlerini satın alma durumlarına etki eden tavsiyelere baktığımızda; Yüz Kremi için %89 ile ‘’Doktor Tavsiyesi’’ ön plana çıkarken, %75 ile Pudra ürünü için ‘’Yakın Arkadaşlarım / Yakın Çevremin Tavsiyeleri’’ dikkat çekmektedir. Sosyal Medyanın ve diğer iletişim araçlarındaki reklamların tavsiye etme oranına etkisinin düşük olduğu görülmektedir. (Şekil A)

‘’Güneş giren eve doktor girmez’’ sözü ile büyümüş nesiller olmamıza rağmen maalesef son dönemde güneşte kalmak o denli zararlı bir şey olarak gösterilmiştir ki neredeyse insanlara evde otururken bile güneş kremi kullandırılacak. Oysa üzerinde hiç durulmayan yada özellikle konuşulmayan iki konu var. Yüksek koruyucu faktör içeren güneş kremlerini kullandığımız zaman vücut D vitaminini yeterince sentezleyemiyor.  Oysa çok iyi biliyoruz ki birçok çalışmada kanda D vitamini seviyesi yüksek olanlarda, düşük olanlara kıyasla kalın bağırsak kanseri riski anlamlı derecede düşük bulunmuştur. Kolon ve prostat kanseri haricinde D vitamini eksikliği depresyon, yaygın vücut ağrıları ve kalp hastalıklarına yol açmaktadır. Özellikle esmer tenlilerde yeterli D vitamini sentezlenmesi için daha uzun güneşte kalmak gerektiği düşünülürse güneşlenme esnasında sürekli güneş koruyucu kullanmak D vitamini sentezini azaltarak kanser riskini arttırabilir.  Korkmayın, yaz aylarında saat 09.00-11.00 arasında yada 16.00 dan sonra açık tenli kişiler ilk iki gün 10 dakika daha sonraki günler 20 dakika , esmer tenliler ilk iki gün 20 dakika daha sonraki günler 30-40 dakika hiç güneş koruyucu kullanmadan güneşlenebilirler ve bu süre vücudun D vitamini sentezlemesi için yeterli bir süredir. Bu sürelere dikkat edilirse cilt kanseri riski düşük olduğu gibi D vitaminin kansere karşı koruyucu özellikleri dolayısıyla tam tersine çok faydalıdır.

Okan Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Onkolog Tayfun Hancılar

‘’Çoğu ebeveyn çocuklarına kimyasal içermeyen ürünler alıyor.’’

Kullandığımız cilt bakım ürünleri derimiz tarafından emiliyor. Dolayısıyla çocuklar için bakım ürünü seçimi yaparken dikkatli olmak gerekiyor. Temizlik ve bakım için kullandığımız olmazsa olmaz ürünler, içlerinde barındırdıkları maddelerden dolayı, vücuttaki toksinlerle alerjik reaksiyona giriyorlar. İçlerinde sentetik ve kimyasalların da bulunduğu hızlı tüketim ürünleri, çocuklar ve yetişkinler açısından elverişli değil.

‘’Peki cilt bakım ürünleri içerisinde ne tür zararlı maddeler bulunmakta?’’

PARABEN:

Kanser etkileri olan paraben öncelikle ilaç, kozmetik ve kişisel bakım ürünleri sektöründe koruyucu olarak yaygın bir şekilde kullanılmakta olup şampuan, nemlendirici, deodorant, diş macunu, sabun ve çeşitli kremler gibi kullandığımız birçok ürünün içeriğinde yer almaktadır.

ALKOL:

Yumuşatma ve nemlendirme etkileri ile bilinen alkol maddesi kozmetik ürünlerinde sıkça tercih ediliyor. Nemlendiricilerde, maskara, cilt bakım ürünleri ve dudak nemlendiricilerinde karşımıza çıkan bu ürün gözenekleri tıkayarak zararlı madde birikimini artırıyor. SLS & SLES: Sağlığa zararlı maddelerden biri olarak gösterilen sodyum lauryl’nin en bilinen etkilerinden biri ise cilt ve göz iritasyonu. Şampuan, yüz temizleyici, duş jeli, akne ilacı gibi köpüren ürünlerin büyük çoğunluğunda bulunan SLS, kimi zaman özellikle cilt tipine göre çeşitli tahrişlere yol açıyor.

BPA:

Bisfenol A’nın kısaltması olup, günümüzde özellikle plastik, naylon, polyester ve PVC gibi maddelerin üretilmesinde etkin rol oynamaktadır. BPA’nın en tehlikeli kullanım alanlarından birisi biberonlar ve alıştırma bardaklarıdır. Çünkü BPA temas ettiği gıdaya geçer ve bu geçme işi sıcaklık ile artar. Eğer bebeğinizin sütünü biberonda ısıtıyorsanız bu madde kolaylıkla süte geçer.

FORMALDEHIT:

Formaldehit zehirli bir kimyasaldır. Özellikle gaz halinde solunması zehirlenmelere neden olabilir. Doğal maddelerle üretilmeyen diş macunlarında ve günlük temizlik ürünlerinde kullanılmaktadır.

Ebeveynlerin “Paraben” ve “Alkol” maddelerine karşı duyarlı davranmaktadırlar. Annelerin SLS ve SLES, BPA ve Formaldehit farkındalıkları diğer Paraben ve Alkole göre daha düşüktür.

Xsights Araştırma ve Danışmanlık A.Ş tarafından hazırlanan raporda ebeveynler, bebeklerinin sağlıkları açısından cilt bakım ürünleri içerisinde bulunan maddelere dikkat etmektedir. Belirtilen maddeler içerisinde (Paraben, BPA, SLS ve SLES, Formaldehit, Alkol) yardımlı bilinirliğin, spontane bilinirlik oranından daha yüksek olduğu görülmektedir. Özellikle ebeveynlerin ‘’Paraben’’ (81%) ve ‘’Alkol’’ (69%) maddelerini tercih etmeme durumu diğer maddelere (SLS ve SLES, BPA ve Formaldehit) oranla yüksektir. Bu da ebeveynlerin bu maddeler hakkında daha bilinçli olduğunu göstermektedir. (Şekil B)

Bebek dışkısındaki proteaz ve lipazların deri için en önemli tahriş ediciler olduğu gösterilmiştir. Bu enzimlere uzun süre ve kapalı ortamlarda maruz kalındığında, deride şiddetli kızarıklık ve deri bütünlüğünde bozulma tespit edilmiştir. Pişik, anne sütü ile beslenen çocuklarda, hazır gıda ya da inek sütüyle beslenenlerden daha az görülür. İnek sütüyle beslenen çocuklarda dışkıda çok sayıda üreaz pozitif bakteri bulunduğundan, pişik gelişme riski artmaktadır. Dışkılama sayısı yükseldikçe pişik görülme oranı da artmaktadır, bu nedenle ishal durumlarında pişik daha sık olur. Bebeğin antibiyotik kullanması ya da anne sütü ile beslenen bebeklerde annenin antibiyotik kullanması durumunda pişik daha sık görülür. Deri bakımı uygun şekilde yapılmadığında, bebeğin derisi pişik için uygun hale gelir. Bebeğin altını sıvı sabunlarla temizlemek, çocuk bezini sık değiştirmemek, talk pudrası kullanmak gibi yanlış uygulamalar sonucu pişik gelişmesi kaçınılmazdır.

Sonuç olarak bakıldığında, markaların cilt bakım ürünleri içerisinde bulunan SLS ve SLES, BPA ve Formaldehit maddeleri hakkında yetişkinlere yönelik daha çok bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır.

Kaynak: Parent Dergisi / Eylül 2018


etiketler  | Bebek bakımı | bebek sağlığı | bebek araştırması | bebek bakım ürünleri | bebek | kimyasal | Pişik kremi | Paraben | talk pudra | cilt bakım ürünleri


Önceki Yazı

Türk medyasına güveniyor musunuz?

Sonraki Yazı

Hayallerinizden vazgeçmeyin

Yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >